ABD Başkanı Donald Trump ile ABD Merkez Bankası (Fed) arasında giderek derinleşen faiz gerilimi, küresel piyasalarda yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesine neden oluyor. Bu süreçte altın, yeniden parlamaya başladı ve özellikle son haftalarda yaşadığı yükselişle dikkat çekiyor. Dünya genelinde ons altın fiyatı 3 bin 500 dolar seviyesine ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Türkiye’de ise gram altın fiyatı 4 bin 305 TL’yi aşarken çeyrek altın ilk defa 7 bin TL bandını geçerek yeni bir tarihi rekora imza attı. Bu yükselişin altında yatan sebepler ile geleceğe yönelik piyasa beklentileri, ekonomistler ve yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.
Trump’ın Fed politikalarına yönelik eleştirileri, özellikle faiz artırımlarına yönelik tepkileri son aylarda piyasaların odağında yer alıyor. Başkan Trump, Federal Rezerv’in sıkı para politikası izlemesini eleştirirken, düşük faizlerin ekonomik büyüme için daha uygun olduğunu savunuyor. Ancak Fed, enflasyonla mücadele amacıyla sıkı para politikalarına devam edeceğini açıklıyor ve bu çifte kutuplu duruş finansal piyasalarda belirsizliği artırıyor. Yatırımcılar ise bu belirsizlikten kaçınarak riskli varlıklardan ziyade altına yönelirken, altın fiyatlarındaki hızlı yükseliş, güvenli liman talebinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Analistler, altındaki bu rekor yükselişi sürdürülebilir bir trend olarak değerlendirirken, diğer yandan küresel ekonomik risklerin devam etmesi halinde altın talebinin daha da artabileceği üzerinde duruyor. Enflasyon oranlarının yüksek seyretmesi ve merkez bankalarının politika faizlerini yükseltme kararlılığı, ekonomik büyüme üzerinde baskı yaratıyor. Dolayısıyla, yüksek enflasyon ortamında reel getirilerin negatifleşmesi, yatırımcıları değerli metallere yöneltiyor. Bu durum, altının cazibesini artırırken, fiyatlarda yukarı yönlü ivmenin devam etmesine zemin hazırlıyor.
Türkiye özelinde ise altın fiyatlarında yaşanan artış, döviz kurlarının ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerin yanı sıra iç ekonomik dinamiklerden de etkileniyor. Gram altın fiyatının 4 bin 305 TL seviyesini görmesi, özellikle küçük yatırımcılar ve tasarruf sahipleri arasında altına olan ilgiyi artırdı. Çeyrek altının 7 bin TL’yi aşması, kültürel ve geleneksel yatırım alışkanlıklarının da etkisini gösteriyor. Uzmanlar, Türkiye’de altının halen önemli bir tasarruf aracı ve ekonomik belirsizliklerin sığınağı olduğunu belirtiyor. Bu durum, altın talebini artırarak fiyatların yükselmesine katkı sağlıyor.
Yatırımcıların altına yönelmesinin bir diğer önemli nedeni, küresel finans piyasalarında artan oynaklık ve risklerin yükselmesi olarak gösteriliyor. Batı ülkelerinden Asya’ya, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere kadar birçok bölgede ekonomik yavaşlama endişeleri piyasalarda volatilite yaratıyor. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, jeopolitik riskler ve salgın sonrası toparlanma sürecindeki belirsizlikler altının değerinin artmasına yol açıyor. Bu kapsamda altın, portföy çeşitlendirmesi ve riskten korunma aracına dönüşüyor.
Ekonomistlerin yaptığı değerlendirmelerde, altın fiyatlarının psikolojik ve teknik dirençleri kırması, piyasadaki alıcı ve satıcı dengelerini değiştirmeye devam ediyor. Ons altının 3 bin 500 doları geçmesi, hem kurumsal hem de bireysel yatırımcının altına ilgisini önemli oranda artırdı. Özellikle uzun vadede değer saklama aracına dönük pozisyonlar, altın fiyatlarını daha da yükseltebilir. Ancak uzmanlar, ani geri çekilmeler ve volatilite risklerine karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Avrupa Merkez Bankası başta olmak üzere diğer büyük merkez bankalarının da faiz politikaları ve ekonomiye yönelik mesajları yatırımcıların kararlarını şekillendiriyor. Özellikle ABD dışındaki merkez bankalarının faiz artışlarına daha temkinli yaklaşması, ABD dolarının değerini zorlayarak altına olan talebi destekliyor. Bu dinamikler, uluslararası yatırımcıların altını tercih etmesini kolaylaştırıyor ve fiyatların yukarı yönlü hareketinin devamını mümkün kılıyor.
Peki, bu ortamda altın yatırımcısı ne yapmalı? Öncelikle, yüksek fiyatların bir süre daha devam edebileceği beklentisi yatırımcıları motive etse de, piyasalarda karmaşık faktörlerin varlığı göz ardı edilmemeli. Ekonomik ve politik gelişmeler hızla değişebiliyor; bu nedenle dengeli ve ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemek önemli. Altın, portföy çeşitlendirmesi açısından faydalı olsa da, yatırımcıların piyasa risklerini ve fiyat volatilitesini göz önünde bulundurmaları gerekiyor.
İç piyasada gram altın ve çeyrek altın fiyatlarının rekor kırması, bazı ekonomik göstergelerin de yatırımcıların milli paraya olan güvenini sorgulattığını gösteriyor. Kurlardaki dalgalanmalar ve enflasyon tehdidi, alternatif yatırım araçlarına yönelmeyi artırıyor. Altının fiziksel olarak tercih edilmesi ise kültürel birikimi ve ekonomik belirsizliği dışlayan bir refleks olarak yorumlanabilir. Ancak uzun vadede, bu yükselişin sürdürülebilirliği dış faktörlerle de doğrudan ilişkilidir.
Öte yandan, uluslararası ekonomide kredi genişlemesinin sınırlanması ve borçlanma maliyetlerinin artması, şirketlerin ve tüketicilerin harcama alışkanlıklarını etkiliyor. Bu durum, ekonomik büyümede yavaşlamaya neden olurken, yatırımcıları güvenli varlıklara yöneltmeye devam ediyor. Altın, bu bağlamda hem likiditesi hem de geleneksel güvenlik algısı sayesinde ilk tercih olmaya devam ediyor. Yüksek fiyatlar yatırımcının dikkatini çekerken daha fazla talebin fiyatları daha da yukarı taşıması bekleniyor.
Sonuç olarak, altın fiyatlarındaki rekor ralli, sadece fiyat başlığı altındaki bir yükseliş değil; küresel ve yerel ekonomik, politik ve sosyal dinamiklerin birleşimiyle şekilleniyor. Trump-Fed gerilimi, enflasyon, faiz politikaları ve belirsizlikler zinciri altının değerini artırıyor. Türkiye’de gram ve çeyrek altındaki yükseliş ise yerel ekonominin risklerini yatırım tercihlerine yansıtıyor. Uzmanların görüşüne göre, kısa ve orta vadede altın fiyatlarında yukarı hareketin devam etmesi muhtemel. Ancak bu sürecin dikkatli takip edilmesi gerekiyor. Bu dinamikler içinde altının hem bir yatırım hem de güvenli liman olarak önemi artarken, piyasa aktörleri için risk yönetimi ve strateji belirleme öncelik kazandı.